Bir Şiirim Ve Derinlemesine Bir Analiz Ve Çırpınış 1

İsmini anmadan geçmez günüm

Sensin kalbimde açan gülüm

Bir gülümse bana yeter dedim

Sen gülmem dedin terk edip gittin

Bir gülümseme ekmek yerine kederi ektin

Şimdi ikimizde perişan söyle iyi mi ettin?

GİRİŞ

Giriş bölümünü zaten ilk mısrayı okuyunca aşkla başladığını hasrete doğru adım adım değil koşarak gidildiğini fark edeceksiniz.

ANA BABA KONUSU YANİ ANA FİKRİ BABA FİKRİNİ SORAN YOK

Ana fikrine gelince aşk ve hasretin esen soğuk yelleri sizi üşütürken bulacaksınız. Zaten ana fikri varken babaya fikir için soran hiç yok nedense? Zaten hem anaya hem babaya sorulmadığından bu ayrılıklar bu kadar yalnızlıklarla baş başa kalmaya sevk ediyor. Babaya sorulsaydı baba ayrılığa karşı kollarını açar önünde durarak gelmesin diye kendini feda edebilirdi, annede bunu yapabilir annede çok duygusal olduğunda üzülme kızım beraber çekeriz buda gelir geçer diye sabrı tavsiye ederek göğüs germektedir.

GELİŞME VE İLERLEME DURUMU 

Gelişme ve sonuç şiirde belli gelişme hasretin kapısını açmış durumda. İlerlemek için zamanın gelmesi beklenilmektedir.

GÖRSEL AÇIDAN

Görsel açıdan pek iç açıcı bir resim yok ortada.

DÜŞÜNCE YAPISI

Düşünce derseniz aşkta düşünmekle yol alınmaz gönülle yol alınır, gönülle bakılmadığından olsa gerek hasret ilinde âşıklar gezinmekte sancılar çekmektedirler.

OLAY MAHALİ

Olay yine gönüllerde geçmekte, soğuk esen hasret rüzgârı karşısında âşıklar üşürken, aşkın hırkasını giymeden rüzgâra meydan okuyarak hasta olmayacaklarını sanmaktayken, hasta döşeklerde yatmaktadırlar.

DUYGU VE HİS TEMASI

Duygu ve hisler aşkın temasıyla gönüllere işlenirken, birkaç eksik dokunuşu eksik bırakan aşk bakıyor bu eksikliği hangi âşık tamamlayarak tam edecek, bizlerde aşkla beraber bekliyoruz.

OLAYIN YANSITTIĞI GÖRÜNTÜ

Bizler bu aşkın görüntüsünü HD beklerken karasal antende bozuk ve karalanmalarla yansıyor.

OLAYIN BOYUTU

Aşk boyutları aşarak boyutlar ötesine götürürken, âşıklarımız daha yolun başındadır bakalım zaman neler gösterecek beklemekteyiz en iyisi olsun diye temenni ve dualarımızla.

ANLAM SONUÇ AÇISINDAN DURUMU

Anlam bakımından aşkın esen ılık rüzgârlar gönlümüzü ısıtırken arada esen hasretin soğuk rüzgârlarıyla üşüsek de, aşk her zaman gönlümüzü ısıtacağını bildiğimizden aşk her zaman Rabbim yardımıyla galip gelecek hasret rüzgârlarını dindirecektir, vesselam, selamlarımla.

Mehmet Aluç

Bir Şiir (“Huşu”)Tahlili İle Gülümseme 1

Bugün Güşta adlı mahlasla şiir yazan Ferdide kardeşimin “Huşu şiirine az tahlille gülümsemeyle eleştiriden öte anlamayla yazmaya başladım, gönüllerde gezmenin güzelliğiyle gezen kardeşimle bende gönüllerde gezeyim kardeşimle dedim, Huşu duymak huşu içinde olmak dileğimle. Oturup şöyle sakin duru bir kafayla gönlümüze imanı alarak o imanın nuruyla aydınlanarak düşünürsek, sanki esir olmuşuz hayatın acılarına, oysa o acılar birer imtihandır oyalanmadır, acının ardında Rabbim devasıyla tatlısını gönderir, bunu idrak ederek damarlarımızda hissetmeliyiz. İçimizde acıları atarak koparmaya çalışmayalım bizim atmamızla gitmez, gönderen Mevla’dır, bir sebebi mutlaka vardır hikmeti vardır. Hani deriz yüreğimize yapışmış çıkaramıyoruz böyle düşünmeye hiç gerek yok, Rabbim kendisi zaten gönderdiği gibi geri alıyor binlerce kez şükürler olsun Rahmetine keremine mutlak güç ve kudretine… Binlerce kez şükürler olsun, korkmayalım sızı akıyor diye damarlarımızda, hissederek bir şeylerin akması hissedilmesi için bir şeylerin olması gerekiyor ki acizliğimizi bilelim ve Mutlak güç ve kudret sahibi Rabbimize varalım, Önce Rabbimizi bilelim haddimizi bilelim. İşte kardeşim senin de dediğin gibi “Biz fidanın bağbanı ve tomurcuk gülüyüz Seherde diriliriz sanmasınlar ölüyüz” Tekrar döneceğim bu kıtaya, girişe burada yazarken, kardeşimde ki iman ve gönül güzelliğini inancındaki sarsılmaz güzelliğini göstermek için, burada kısaca yazdım. Kardeşimden Allah razı olsun, huşu huzur içinde gönlümüzdeki imanı coşturtarak , yazdırtan okutan Rabbime şükür okuttu, idrakle izanla baş başa bıraktı…
Evlâdır şark’ımızda inleyen ezan sesi
Mevlâ’dır barkımızda kimsesizler kimsesi
Aslımız çetin bizim sarsılıp olmaz duman
Faslımız metin bizim sinegâha tercüman
Şiir saçaklarında vûkû bulur barkımız
Lamekânken habbeler şaha kalkar farkımız
Biz küheylan sevdası ve derdine bâkiyiz
Gâh hâkiriz nağmede gâh kalemde sâkiyiz
“Evlâdır şark’ımızda inleyen ezan sesi “Daha iyidir en iyisidir yani evla, gönül şarkımızda terennümünde okunan semaları kaplayan günde beş vakit hakkın huzuruna çağıran ezan sesi, onunla yeniden diriliriz iman eden gönüllere hakkın huzuruna saf saf dizilerek acizliği içinde Rabbine, Rabbi olduğuna iman ederek secde etmeye çağıran hakkın davetidir.
“Mevlâ’dır barkımızda kimsesizler kimsesi” Rabbimiz Yüce Allah dünyamızda gönlümüzde bu âlemde hep yanımızda, hiç kimse kimsesizim demesin Rabbimiz her zaman bizlerledir, iman edenle hakkı savunan da hak için mücadele edenden yanadır. Şimdi diyeceksiniz iman etmeyenlerin yanında yok mudur, haşa, tabi ki vardır her an yanında, onlar günaha dalarken onlara verdiği mühlet boyunca kendisine Rabbi olduğunu bilmeyerek insanların hakkını gasp ederken, Rabbinin emrine uymaz ve yanında bu dünyada olsa da ahirette olmayacaktır. Bu gasp neden izin veriyor diyenlerde olacaktır bunu da Rabbimiz biz iman edenlerce karşı çıkılsın ve bu karşı çıkmayla sevap kazansın diye imtihana tabi tutuğundandır.
“Aslımız çetin bizim sarsılıp olmaz duman” Yukarıda dediğim gibi haksızlığa karşı çıkmak gibi asli görevimiz vardır biz iman edenler için bu zordur kolay değildir herkes talip olamaz. İnsanoğlu zor olana talip olur bu zorluk yıkmaz imanla olunca hak Mevla yanında olunca, yanmayız severek koşarız mazluma yolda kalmışa, sarsılarak yanmayız o nedenle yandığımızı dumanımızın tüteceğini sananlar yanılıyordur.
“Faslımız metin bizim sinegâha tercüman”
Faslımız yani bizler gerçekliğin, hakkın, doğruluğun yanında bulunanlar, imanın verdiği biçimle yaşantısıyla biçimi, anlatımı bazılarına zor gelse de bize zor gelmez, sinemize yani buramıza gönlümüze tercümandır iman, yoldur ışıktır…
“Lamekânken habbeler şaha kalkar farkımız”
Lamekân, mekânı olmayan mekânız tahıl tanesi kadar evlerimizde, yani imandan aldığımız güçle mekânlara sığmayız, mekânları dar edenlere dünyasını dar ederiz kısacası dünyayı mekân bilmeyen mekansızlara haddini bildiririz, bu imanın gereğidir. İman ederken biz imanımızla farklıyız mazlumun haksızlığa uğrayanın yanındayız, kalkarız şaha dünyanın bir ucuna erinmeden çekinmeden gideriz tıpkı ecdat gibi, kardeşim bu mısralarla bizi de şaha kaldırdı. Biz Hak Allah C.C. Aşığız Âlemlere Rahmet S.A.V. aşığıyız.
“Biz küheylan sevdası ve derdine bâkiyiz”
Biz,”Arap atı ırkı içerisindeki erkekliğin, gücün ve dayanıklılığın sembolü olan at, seferlere dayanıklıdır. “Küheylanla sefere çıkınca,küheylan bizim gibi coşar koşar şaha kalkar, üstünde taşıdığını bilir seferin hak olduğu için olduğunu sanki hisseder… İşte bu küheylan at gibi bizde sefere çıkmayı mazlumu korumak zalimi yıkmak için imanımızla talibiz sevdalıyız, yoldaki çilesine yorgunluğuna, kızıl elmaya, güneşin ışığının aldığı tüm coğrafyaya varmaya, bir bölgedeki dağların güneş ışınlarını alış yönü veya Güneş’e bakış kısmının olduğu her yere gitmeye…

“Gâh hâkiriz nağmede gâh kalemde sâkiyiz” Bazen. Kimi vakit, bazen, arada bir anlamlarında. Hakiriz, yani hakaretle bakmak. Hakarete katlanmak zorunda kalsak ta bugünlerde Fransa’nın yaptığı Peygamberimiz S.A.V. Çirkin sözlerine katlansak ta, sözde bazen kim vakit, kalemimizle yazar kükreriz yol gösteririz. Sâki: Tasavvufta mürşit-i kâmil anlamında kullanılır. Mürşit-i kâmil, tasavvufa giren kişiye ilahî aşk yolunda ilerlemesi için yol gösterir.
Mehmet Aluç
Devam edecek