Mehtabı Dahi Seyredemedik

 

 Gel sor bakalım ey zalim halim benim nice

Gel bakalım yanıma değil canın isteyince

Niye seninle biz yaşamadık aşkı medenice

Mehtabı dahi seyredemedik seninle hiçbir gece

 

Hep kavga hep dövüş yaşadık ne diye

Bir gün sarılırız diye bekledim boşuna

Sanki bu yaşadıklarımız gitti senin hoşuna

Mehtabı dahi seyredemedik seninle hiçbir gece

 

Ben dedim senin için gönül kuşum

Dedim işte gönlüme kondu dedim hoşum

Yabani bir karga gibi hep çırpındın parçaladın gönlümü

Mehtabı dahi seyredemedik seninle hiçbir gece

 

Şaşırdım kaldım kayboldu seninle gittiğim yolum

Kırıldı işte seni sarmayan kanadım kolum

Ne sağım kaldı ne solum parçalandı şimdi boşum

Mehtabı dahi seyredemedik seninle hiçbir gece

 

Şimdi bana o yıllar iğrenç görünür

Bu gönüllerimiz yerlerde sürünür

Aramızdaki soğukluk nefretle örülür

Mehtabı dahi seyredemedik seninle hiçbir gece

 

Ayrıldığımızı görenler arkamızda söylenir

Ömür dediğin gün gün kavuşmadan tükenir

Elbet ayrılık biter gönlüm yeni aşkla dirilir

Mehtabı dahi seyredemedik seninle hiçbir gece

 

Gelsen de aldırmam sahte gözyaşlarına

Bin bir kin girdi o bana bakan bakışlarına

Şimdi girsek de ayrılıkla kırk beş yaşlarına

Mehtabı dahi seyredemedik seninle hiçbir gece

 

 Elimde vardı aşkımla sana çalardım sazım

Artık sana hiç geçmiyor benim nazım

Bize artık aşk değil ayrılığın rüzgârı lazım

Mehtabı dahi seyredemedik seninle hiçbir gece

 

Şimdi belki dersin ben ararım söyle seni nasıl arayayım

Gönlümde kırk yara açtın ben nasıl sarayım

Şimdilerde bıraktım hep senin için ben mi ağlayayım

Mehtabı dahi seyredemedik seninle hiçbir gece

 

Kul Mehmet’im aşkımı yaşamıştım göğsüm gere gere

Zalim yar kadir kıymet bilmedi düşürdü yerden yere

Şimdi ben ayrı o ayrı gidiyoruz acep yolumuz nere

Mehtabı dahi seyredemedik seninle ey zalim hiçbir gece

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Bilin(en)meyen Sır Nedir? -1-

Salvador Dali Kanvas Tablo Burada - Baskıloji || Online Baskı ...

İhtiyar kadın, pencereden gökyüzünü seyrederken, bulutlar kadının izlediğini fark etmişçesine havada cirit atarak damarında kaynamış kanı dolaşan gençler gibi süzülerek gezerken, sanki biraz sonra gözlerindeki yaşları, adeta yeryüzüne indirecekmiş gibi nefeslerini tutarak kararmaya başladılar. Kadın içinden yağmuru ve cama vuran sesini, duymayı zaten çok seviyorum diyerek sevindi. Biraz önce mavi gökyüzü coşkun güneşin altında bahar havasını yaşarken, az sonra karanlığa bürünmüş bulutların altında, karanlığa bürüneceğinden adeta üzüntü duyuyordu. Sanki gelen bulutlar birden kararak kendini buruşturularak, atılan bir mendil gibi maviliğini neşesini silerek çöpe atacakmış gibi hissedince adeta maviliğinden soyunarak, bulutların istemeye istemeye üzerine zorla giydirdiği kara elbiseyi giyindi. Kadın, ah neşeyle insanlara mutluluk veren gökyüzü asma suratını az sonra gider karanlık bulutlar, yine eski neşenle maviliğinle coşarak coşturursun dünyayı. Yağan yağmurlarla kurumaya yüz tutmuş cılız ağaçlar sevindi, biraz sonra yağan yağmurla toprağa daha sıkı sarılarak tutunmanın provasını yeniden tekrar ederek tutunmaya çalışmayla kök salmayı, yıkılmadan yaşamayı öğreneceklerdi.

Ağaçlar sanki şimdi şiddetli bir rüzgâr esmeden yağmur yağsa da, bizi toprağa bir an bağlanmamız için yardım etse diye dilekte bulunuyorlardı. Biraz sonra gökyüzü bulutların bir birine sürtünmesiyle yalın yıldırımların eşliğinde hafif hafif yağmurun yağmasına vesile oldu gökyüzü. Toprağın altında yeşermeyi bekleyen tohumlar, nasıl ne zaman ortadan ikiye bölünerek bölüneceklerini beklerken, bu gök gürültüsünün sesiyle ortadan ikiye bölünerek, filizlenmenin ilk adımını yaşamış oldular. Toprağa yağan yağmur ve toprağın mis kokusu etrafı sardıkça, pencereyi açan ihtiyar kadın bu kokuyu ciğerlerine çekerek, gülümsedi. Havada aniden değişen bu durumla, toprak ta tohumda ağaçlarda bir hareketlilik başladı. Bu bir an önce mayasını tutmaya çalışan bir yoğurt gibi, mayalanmanın telaşıyla aslı görevini yerine getiren gökyüzünün, yeryüzüne bu yardımla vesile olmasıyla verdiği ani sabırsızlığın, bekleyenlerin beklentisine cevap olmanın sevinciyle telaşıyla gökyüzü yeryüzüne oluk oluk yağmurları, bulutların yardımıyla yağdırıyordu.

Az ilerde yolun başında yürüyen genç bir çift yağmurun altında ıslanarak yürürken, diğerleri koşarcasına yağmurdan kaçarak bir köşeye sığınarak ıslanmamanın peşindeydi. Genç çift bu insanlara bakarak, boyunlarına takılmış bir zincirle hareket etmek zorunda kalanlar gibi, bu rahmetten kaçarak kurtulmanın telaşında olmaları üzdü. Kadın camdan seyrederken adeta bunları okuyordu ve hissediyordu. Yıllar öncesinde henüz kaybetmediği sevgili eşi ile yağmurlar altında yürümeyi çok seviyorlardı, işte az ilerde yağmurun altında gülümseyerek yürüyorlardı. Birbirlerinin sıcakkanlılığı yağan yağmurdan ve esen rüzgârın esintisinden üşütmeden sımsıcak tutuyordu. Biraz önce can sıkıntısından bunalan kadının sıkıntısı gitmiş mazinin yağmur yağan sokağında sevdiği ile geziniyordu. Biraz önceki masmavi gökyüzü birden renk değiştirerek, bulutların eşliğinde siyaha bürünerek kaç beklentiye cevap verdiğine böylesine şaşırarak bakınmasına yaşamasına vesile olduğu için gülümserken, tekrardan simsiyah olan bulutları kovalayarak rüzgârın yardımıyla, bulutların tekrardan, beyaza bürünerek cirit atarak damarında kaynamış kanı dolaşan gençler gibi süzülerek gezmelerine imkân olmanın gururuyla vesile olmanın sevinci içinde seyretti, tıpkı camdan seyreden kadın gibi.

Devam Etsn mi

Mehmet Aluç

Mehtabı Dahi Seyredemedik

 

Gel sor bakalım ey zalim halim benim nice

Gel bakalım yanıma değil canın isteyince

Niye seninle biz yaşamadık aşkı medenice

Mehtabı dahi seyredemedik seninle hiçbir gece

 

Hep kavga hep dövüş yaşadık ne diye

Bir gün sarılırız diye bekledim boşuna

Sanki bu yaşadıklarımız gitti senin hoşuna

Mehtabı dahi seyredemedik seninle hiçbir gece

 

Ben dedim senin için gönül kuşum

Dedim işte gönlüme kondu dedim hoşum

Yabani bir karga gibi hep çırpındın parçaladın gönlümü

Mehtabı dahi seyredemedik seninle hiçbir gece

 

Şaşırdım kaldım kayboldu seninle gittiğim yolum

Kırıldı işte seni sarmayan kanadım kolum

Ne sağım kaldı ne solum parçalandı şimdi boşum

Mehtabı dahi seyredemedik seninle hiçbir gece

 

Şimdi bana o yıllar iğrenç görünür

Bu gönüllerimiz yerlerde sürünür

Aramızdaki soğukluk nefretle örülür

Mehtabı dahi seyredemedik seninle hiçbir gece

 

Ayrıldığımızı görenler arkamızda söylenir

Ömür dediğin gün gün kavuşmadan tükenir

Elbet ayrılık biter gönlüm yeni aşkla dirilir

Mehtabı dahi seyredemedik seninle hiçbir gece

 

Gelsen de aldırmam sahte gözyaşlarına

Bin bir kin girdi o bana bakan bakışlarına

Şimdi girsek de ayrılıkla kırk beş yaşlarına

Mehtabı dahi seyredemedik seninle hiçbir gece

 

 Elimde vardı aşkımla sana çalardım sazım

Artık sana hiç geçmiyor benim nazım

Bize artık aşk değil ayrılığın rüzgârı lazım

Mehtabı dahi seyredemedik seninle hiçbir gece

 

Şimdi belki dersin ben ararım söyle seni nasıl arayayım

Gönlümde kırk yara açtın ben nasıl sarayım

Şimdilerde bıraktım hep senin için ben mi ağlayayım

Mehtabı dahi seyredemedik seninle hiçbir gece

 

Kul Mehmet’im aşkımı yaşamıştım göğsüm gere gere

Zalim yar kadir kıymet bilmedi düşürdü yerden yere

Şimdi ben ayrı o ayrı gidiyoruz acep yolumuz nere

Mehtabı dahi seyredemedik seninle ey zalim hiçbir gece

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-